Hat sanatı, İslam medeniyetinin “ruhun geometrisi” olarak adlandırdığı, harfin estetiğini zirveye taşıyan yazı sanatıdır. Osmanlı’da “Kur’an Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” sözüyle taçlanan bu gelenek, dünyada en çok İstanbul ekolüyle özdeşleşmiştir.
“Hat; cismani aletlerle meydana getirilen ruhani bir hendesedir.” — İbnü’l-Bevvab
Şeyh Hamdullah’tan Günümüze
Osmanlı hat ekolü, 15. yüzyılda “kıbletü’l-küttab” Şeyh Hamdullah ile kimliğini buldu; aklâm-ı sitte adı verilen altı klasik yazı çeşidi onun elinde yeniden şekillendi. 17. yüzyılda Hafız Osman yazıya berraklık kazandırdı; hilye-i şerif formunu icat ederek hat sanatına en zarif kompozisyonlarından birini armağan etti. Mustafa Rakım celi sülüste, Yesarizade Mustafa İzzet ise ta’lik yazıda devrim yaptı. Bu silsile, hocadan talebeye icazet geleneğiyle kesintisiz biçimde günümüze ulaşmıştır; 2021’de hüsn-i hat UNESCO kültürel miras listesine alınmıştır.
Yazı Çeşitleri ve Teknik
Hattat; kamış kalem, is mürekkebi ve aharlı kâğıtla çalışır. Her yazı çeşidinin kendi ölçü sistemi vardır ve harfler nokta birimiyle ölçülür.
- Sülüs & Celi Sülüs: Levha ve kitabelerin anıtsal yazısı
- Nesih: Mushaf yazımının zarif ve okunaklı kalemi
- Ta’lik: Şiirin ve divan edebiyatının akıcı yazısı
- Divani & Rık’a: Ferman ve gündelik yazışma kalemleri
- Kufi: Geometrik düzenin en eski ve soyut ifadesi
Koleksiyonumuzda Hat
Matchless Piece koleksiyonunda; icazetli hattatların elinden çıkma hilye-i şerifler, celi sülüs zerendud levhalar, ta’lik kıt’alar ve tuğra çalışmaları yer alır. Eserlerin bir bölümü klasik tezhiple bezenmiş müşterek çalışmalardır. Kişiye özel istif, tuğra ve levha siparişleri atölyemizce kabul edilmektedir.